Fuzūlī
 
  Ana Sayfa
  Fuzûlî 'nin Hayatı
  => Fuzûlî ile İlgili Önemli Bilgiler
  Fuzûlî 'nin Edebi Kişiliği
  Eserleri
  Videolar
  Fuzûlî 'nin Divan Edebiyatındaki Yeri ve Önemi
  Fuzûlî Ruhî Atışması
  İletişim
  Ziyaretçi defteri
  Anketler
Bugün 41994 ziyaretçi (65407 klik) buradaydı!
Fuzûlî ile İlgili Önemli Bilgiler
 
        Fuzûlî ile İlgili Önemli Bilgiler
  • On altıncı yüzyılın en büyük şairlerinden birisi olan Fuzuli’nin hayatı hakkında bildiklerimiz onun şöhreti ölçüsünde değildir.
  • Şairin asıl adı Mehmed’dir. Babasının adı Süleyman’dır.
  • Şairin ne zaman doğduğu bilinmemektedir. Ama 1495 yılından önce doğduğu sanılmaktadır.
  • Şairin doğduğu yer hakkında değişik görüşler vardır. Kaynaklar onun doğum yeri olarak Bağdat, Hille, Kerbela ve Necef kentlerinden birisini göstermektedir. Şairin yaşamı bu kentlerden birinden diğerine gitmekle geçmiştir. Şairin memleketi bu sayılan kentlerden birisi olsa gerektir. Ömrü boyunca Irak topraklarının dışına çıkmadığını kendisi eserlerinde söylemektedir.
  • Şairin çocukluğu ve gençlik yılları hakkında hiçbir bilgiye sahip değiliz. Şairin çocukluk ve gençlik yıllarına ilişkin bilgiler, bu çalışmamızda ortaya çıkardığımız bu dönemlerle ilgili bulguların doğruluğunu test etme açısından büyük bir öneme sahip olmasına karşın maalesef şimdilik bu olanaktan mahrum durumdayız. Bu nedenle bu çalışmada şairin Derindeki metinde çocukluk, En üstteki metinde ise gençlik veya olgunluk dönemlerine ait ortaya çıkarılan yaşam öyküsünün olay ve olgularının doğrulanması için yeni kaynaklardan gelebilecek bir yardım beklentisi içerisindeyiz.
  • Şairin iyi bir eğitim gördüğü eserlerinden anlaşılmaktadır. Fuzuli ana dili Türkçe dışında Farsça ve Arapça eserler yazacak kadar bu yabancı dillere vakıf birisidir. Bu nedenle onun iyi bir eğitim gördüğünü veya kendisini güzel bir biçimde yetiştirdiğini düşünebiliriz.
  • Fuzuli Farsça Divanı’nın Önsöz’ünde mahlas seçimi konusu üzerinde durmakta ve niçin Fuzuli mahlasını tercih ettiğini açıklamaktadır. İlgili yerdeki ifadelerine göre şair, Fuzuli mahlasını bu sözcüğün hem “boşboğaz, yersiz konuşan” hem de “erdemli oluş” anlamlarını gözönünde bulundurarak böyle olumsuz bir anlamı da bünyesinde taşıyan bir mahlası kimsenin almak istemeyeceği düşüncesiyle ve şiirde tek başına olmak gerekçesiyle seçmiştir.
  • Şair Şii mezhebindendir. Ama onda Sünni düşmanlığını temel alan bir mezhep tarafgirliğini aramak doğru değildir.
  • Şairin Kürt olduğu söylentisinin bir doğruluk değerinin olduğu sanılmamaktadır. Şairin ana dilinin Türkçe olduğu açıktır.
  • Şairin ailesi hakkında pek bir bilgimiz olmamakla birlikte kendisi gibi bir şair olan ve Fazli mahlası ile şiirler yazan bir oğlunun olduğu bilinmektedir.
  • Şair Safeviler’e bağlı bir vali olan İbrahim Han Musullu’dan himaye görerek bir süre Bağdat’ta bulunmuştur. İbrahim Han Musullu’nun 1527 yılında yeğeni Zülfikar tarafından öldürülmesi üzerine Fuzuli Hille’ye çekilmiştir. Şairin 1527 yılından Kanuni’nin 1534 yılında Bağdat’ı fethine kadar yedi yıl süren bu seyitler beldesindeki yaşamı karanlıktadır. Bu dönemde kendisini okumaya verdiği, çeşitli bilgi ve bilim dallarında geliştirdiği düşünülmektedir. Şairin Leyla ve Mecnun mesnevisinde En üstteki metinde sunulan yaşam öyküsündeki olay ve olguların bu dönemde başından geçmiş olması gerekir. Çünkü Fuzuli Leyla ve Mecnun mesnevisini Kanuni’nin ordusunda yer alan Hayali Bey ve Taşlıcalı Yahya’nın tavsiyeleriyle kaleme almış ve bu eseri Osmanlı Bağdat valisi Veys Paşa’ya ithaf edip sunmuştur. Fuzuli, Leyla ve Mecnun mesnevisini Osmanlı döneminin başında, yani 1535 yılında yazdığına göre bundan hemen önceki ilgili karanlık dönem bu eserin En üstteki metinde işlenen konunun malzemesini içermiş olmalıdır.
  • Kanuni’nin Bağdat’ı fethiyle başta padişah olmak üzere bazı Osmanlı devlet adamlarına sunduğu kasidelerle Fuzuli taktir toplamak ve ekonomik durumunu düzeltmek istemiştir. Bu sıralarda Fuzuli’ye evkaf gelirlerinden verilmek üzere bir maaş bağlanmışsa da onun Nişancı Celal-zâde Mustafa Çelebi’ye yolladığı Şikayetname adıyla anılan meşhur mektubunda bu maaşı alamadığı anlaşılmaktadır. Şairin bu mektubu üzerine bu sıkıntısının giderildiği düşünülmektedir. Şairin ilgili mektubunda günde dokuz akçelik[1] bir gelirin peşine düşmesi ekonomik konumunun orta düzeyde olduğunu kanıtlamaktadır.
  • Şairin hayatını nasıl kazandığı tam olarak bilinmemekle birlikte Farsça Divanı’nın bir kıtasında Hz.Ali’nin(r.a.) türbesinde bir ömür boyu görev yaptığı ve bundan övünç duyduğu belirtilmektedir.
  • Şairin Bağdat’ta başgösteren bir veba salgını yüzünden 1556 yılında öldüğü ve Kerbela’da Hz.Hüseyin’in(r.a.) türbesinin civarında defnedildiği söylenilmektedir.

Anket  
 

Sitemizi nasıl buldunuz?
Çok Güzel
Güzel
İdare Eder
Kötü
Çok kötü

(Sonucu göster)


 
Reklam  
   
Saat ve Tarih  
   
Yararlı Linkler  
  MEB E-okul- VBS E-okulYBS Okulumuz Haber  
Arama  
 
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
,,

,


,


,


,


,


,

,

,,,

,

,,,,



,


,,,

,,

,